Karabük Beşbinevler Doğum ve Çocuk Hastanesi Başhekim ile ilgili okur mektubu
- BİR OKUYUCUMUZDAN GELEN E-MAİL ÜZERİNE YILLARDIR GİZLİ KALAN BİR OLAY KAMUOYUNA YANSIMIŞ OLUYOR…
- BAKIN BEŞBİNEVLER KADIN DOĞUM VE ÇOCUK HASTANESİ BAŞHEKİMİ DR. YÜKSEL KURBAN’IN NASIL BAŞHEKİM OLDUĞU YÖNÜNDE BU ZAMANA KADAR GİZLİ KALMIŞ AKLA GELMEYECEK BİR ENTRİKA…
Karabük Gerçek Haber’e bir okuyucumuz ilginç bir e-mail göndermiş. Hatta gönderdiği e-mail de resmi belgelerde var. İşte bir okuyucu mektubu ile bu zamana kadar gizli kalmış bir haber.
Karabük’te bazı basin mensuplarina bir yıl önce intikal edilmesine rağmen hiçbir gün haber olmadığı ifade edilmekte. Bu haberin yerine neden çevre haberi yapıldığını da hep merak ettiğini söylüyor…
Şimdi bakın bir doktor nasıl hastanın ağrılarını kesme yerine şeytanın aklına bile gelmeyecek bir ayak oyunu ile baş ağrısı oluşturuyor;
2007 Ocak ayı ortalarında (bizim elimize henüz yeni ulaşan) Karabük basınının bazı mensuplarına aşağıda gördüğünüz evrak ulaştırılıyor. Basit bir şekilde yazılan evrakın yanında Karabük Cumhuriyet Başsavcılığına ait bir dosya numarası olmasa belki de ciddiye alınacak bir okuyucu mektubu değildi.
Beşbinevler Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Başhekimi Dr. Yüksel Kurban’ın 22. Dönem Karabük Milletvekili olan Hasan Bilir’in desteği ile başhekimlik koltuğuna oturduğu iddia ediliyor (karşılığı her ne olduysa). Tabii ki bunun altyapı hazırlıklarını Beşbinevler Kadın ve Doğum Çocuk Hastanesi başhekimi Yüksel Kurban, zamanın başhekimi olan Dr. Murat Şahin’e attığı çamur ile altını çizerek başlamış.
Bunu nasıl mı yapmış..?
Bir SMS mesajı gönderilir dönemin başhekimi Murat Şahin’e. Aynı hastanede görev yapan Dr. Ahmet Babacan’ın cep numarasının gönderici olarak girilip Murat Şahin’in cep telefonuna gönderilen mesaj bir hayli rahatsız edici bir içerik taşıyormuş.
Bu mesajın peşinden gelen olayları ise kimse tahmin edemez.
Kendi telefon numarasından mesaj gönderildiği iddia edilen Dr. Ahmet Babacan, Murat Şahin hakkında iftira’dan Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunur. Murat Şahin’de Ahmet Babacan hakkında hem mesajı gönderdiğinden dolayı, hemde iftira attığından dolayı suç duyurusunda bulunur.
Ahmet Babacan’ın istenilen cep telefon kayıtlarında böyle bir mesajın gönderilmediği ortaya çıkar ve mesajı alan Murat Şahinin suçlu pozisyona düşer, ardından mesajı kendi kendine gönderildiği düşünülür. Murat Şahin hakkında açılan dava şahsiyetini küçük duruma düşürücü olmakla birlikte çevresinde saygınlığını yitirme ile uzun vadeli başhekimlik görevini kaybetmekle sonuçlanır.
Murat Şahinin başhekimlik döneminde yardımcısı ise Ahmet Babacan’ın kendisidir ve tesadüfler bitmez. Yüksel Kurban’ın başhekim yardımcılığını da uzun bir dönem Babacan yapmıştır.
Gelelim 2004 Haziran ortalarında gönderilen mesajın içeriğine, şimdi bu daha da küçük kafa ne yazmış veya yazdırmış: “Ne olursa olsun seni o koltuktan indireceğim. Bunu sen istedin. Bu benim boynumun borcu olsun.”
Böyle bir mesajı kim gönderdi veya kim gönderebilir? Aradan 2,5 yıl geçmesine rağmen Adını savcılığa ve basın mensuplarına gönderdiği dilekçe de gizlemeyen Akif Din’ adlı bir vatandaşın bu SMS’i gönderdiği ortaya çıkar. Aslında bu olayın gerçek yüzü de bu sayede olur. Bu SMS’i o zaman kayınbiraderi olan Yüksel Kurban’ın isteği üzerine gönderdiğini belirtir. O dönem Yüksel Kurbanın eniştesi olan Akif Din’ Karabük Gerçek Haber’e gönderdiği hikayede bakın neler demiş;
Akif Din: “28. Haziran 2004 tarihinde benden içeriği saçma olmasına rağmen kayınbiraderim olan Yüksel Kurban’ın isteği üzerine, kendisine güvendiğimden dolayı o mesajı gönderdim. Bunun arkasında büyük fesatlıktan ziyade geçici bir şaka olduğunu düşündüm.
Aslını öğrenince Karabük Cumhuriyet Savcılığına elinizde olan dilekçe ile bildirdim ve ilgili şahıslardan özür diledim. Yapabileceğim bu kadardı. Savcılığın sonradan bu olayı soruşturmaya yer vermediğine de bir anlam veremiyorum, çünkü iki mağdur var ortada.
Böyle bir mesajın gönderilmesinin yanlış olduğunu tabi ki biliyordum, ama Yüksel Kurban’ın bu olayı kötüye kullanacağını hiç düşünmedim. Cep numaraları bana tanıdık değildi. Hayatımda ne Murat Şahini, ne de Ahmet Babacanı görmedim. Bunu benden istediğinde o Karabük’te ben ise Ankara’daydım ve evinde olan birisine bu şakayı yapacağını düşünmüştüm. Murat Şahin ile sonraki konuşmalarımda bu olayın savcılık tarafından kapandığını öğrendim.’
Karabük Cumhuriyet Başsavcılığında hazırlık dosya numarası 2006/3932 olan bu olayın neden takipsizlikle sonuçlandığına da bir türlü anlam veremiyorum.”
Bir diğer ilginç konu ise bu haberin Karabük basınında neden yer almamış olmasıydı. Hatta bir diğer husus ise 2. Haziran 2002 tarihinde Yüksel Kurban’ın henüz 17 yaşında olan zeka özürlü hastasını dövüp bu olayı gören şahitliler eşliğinde yargılanmasına rağmen neden insanların hastalığını çözmesi yerine hastalık yaratmasına izin verilmesi. Birçok kaynak bazı kişilere sus payı verildiğini ve yukarıda bahsedilen eski AKP Milletvekili Hasan Bilir tarafından korunduğu yönünde iddialar oldu.
Almanya’da yaşadığını belirten Akif Din’in gönderdiği bu okuyucu mektubundaki resmi evrak:
Bu olayı okuyunca insanın aklına sadece şu atasözü geliyor:
Büyük kafalar proje ve fikirlerle, orta kafalar olaylar ile hadiselerle, küçük kafalar ise kişilerle uğraşır.
Acaba başka bir ülkede olsa bu şahıs mesleğini halen sürdürebilir miydi sorusunu sormaktan cekinmiyoruz. Allah bu ülkeye akıllı doktorlar versin, ne diyelim…
Ve tüm okuyucularımıza bir kere daha seslenerek; “Böyle gizli kalmış ve kamuoyunun bilmesi gereken yaşanmış olayları evrak ve deliller ile birlikte bize gönderin. Biz de yayınlayalım. Hiçbir şey gizli kalmasın.

5 Eylül 2008 3:57 am
halt etmişiniz siz kedi erişemediği ciyere mundar dermişşşşşşşşşşşşşşşşşşşş çatlayın